|
|
||||||
|
DİLEK GÜRAY Ülkemizde yapılan ilk hafıza yarışması, ilginç
şampiyonlar çıkardı karşımıza. Pek çoğumuzdan farklı düşünmeye ve hafızaya
sahip olan bu insanların aslında IQ'ları sanıldığı kadar yüksek değil. Ama
çeşitli teknikler deneyerek hafızalarını geliştirmişler. Oldum olası hafızası yüksek insanlara gıptayla
bakılırdı. Bu insanların çok zeki oldukları düşünülür ve her söyledikleri
doğru sayılırdı. Ama artık bu görüşler çoktan yıkıldı. Hafızanın doğuştan
olduğunu zannedenler yanılıyor. İnsanlar hafızalarını nasıl kullandıklarını
bilmedikleri için zeki olmadıklarını düşünüyor. Oysa hafızanın da bir eğitim
programı var. Bu programlar sayesinde yeni bilgiler kolaylıkla hafızaya
yerleştiği için zekâ da doğal olarak gelişiyor. Aslında hafızanın
geliştirilebilir olduğunu bizler, yıllar önce televizyon programlarından
haykıran Melik Duyar’dan öğrenmiştik. Öğrenmiştik de herhalde pek itibar
etmemiştik. Ama ona kulak veren genç-yaşlı, çoluk çocuk herkes soluğu
geçtiğimiz ay ilki gerçekleştirilen Hafıza Şampiyonası’nda aldı. Yarışmanın
şampiyonlarını bir araya getirmek istedik; ama hepsi farklı illerde olduğu
için mümkün olmadı. Kimisi eline aldığı 200 sayfalık bir kitabı bir saatte
bitiriyor, kimisi bir dakikada 5 tane tarihin hangi güne rastgeldiğini
buluyor, kimisi 15 dakikada 25 kişinin hem fotoğrafını hem ismini ezberliyor,
kimisi 15 dakikada sekiz basamaklı ve sonucu 16 haneli tam 7 işlem yapıyor. Çoğu yarışmacı kendini hemen her dalda denemiş. Ama
en iyi dereceyi Servet Özkurt isimli 21 yaşındaki bir genç aldı. Polis
akademisi öğrencisi Özkurt, üç dalda birincilik, üç dalda ikincilik kazandı;
ama sonuçlar onu pek tatmin etmişe benzemiyor. Çünkü o rekor denemesi yapacak
kadar kendine güveniyordu, fakat heyecanına yenildi. Aralarında lise
öğrencisi de var, genç işadamı da, 46 yaşında emekli işkadını da var. Ve
hepsi adeta öğrenmenin, kendini geliştirmenin yaşı olmaz tezini yüzümüze
vururcasına karşımıza çıkıyor. Bütün şampiyonların söylediği hep aynı şey:
Hafızanın aslında IQ ile pek ilgisi yok. İlmini bildikten sonra kesinlikle
geliştirilebilir. Şampiyonların kendilerince hedefleri de farklı. Kimi
öğrencileri olsun, şampiyonlar yetiştirsin istiyor, kimi ‘İleride mesleğimde
hafızamı nasıl kullanacağımı da öğreneceğim’ diyor, kimi de şu kadar kitap
okuyorum, siz de okuyun mesajı veriyor. 1994 yılında dünya hafıza şampiyonasına katılan
Melik Duyar, o yıl fotografik hafıza dalında dünya rekoru kırmış, iskambil
kartlarının takibinde ve karışık bilgilerin takibinde dünya üçüncüsü olmuştu.
Türkiye’deki yarışmaya da öncülük eden Duyar, ülkemizde hafızanın geliştirilebileceği
konusunun yeni kabullenildiğini söylüyor. Duyar’a göre yarışmanın önceki
yıllarda yapılamamasının sebebi ülkemizdeki altyapının oluşmamasıydı. Çünkü
yarışmaya katılacak kişi bulmak zordu. Ama insanların kendini test etmesi
açısından bu yarışma iyi bir deneme oldu. Nitekim Duyar’ın önümüzdeki yıllar
için hedefleri büyük. 2008 yılındaki dünya hafıza olimpiyatının ülkemizde
yapılmasını planlıyor. Ne diyelim, yolları açık olsun. İnsanların yüzlerini asla unutmuyorum Servet Özkurt (Türkiye İsimler ve Yüzler-Zihinsel
Çarpma-Zihinsel Takvim Hafıza Şampiyonu): Matematiğe
çok büyük ilgim vardı, işlemleri zaten hep zihnimden yapıyordum. Yarışma
sekiz basamaklı çarpma işlemlerinden oluşuyor ve sonucu da 16 haneli oluyordu.
15 dakikada heyecandan anca 7 tane yapabildim. Takvim yarışmasında da 5 tane
yapabildim. İsimler ve yüzler kategorisinde de 15 dakikada 25 tane isim
ezberleyebildim. Artık yeni tanıştığım insanların yüzlerini ve isimlerini
unutmuyorum. O insanla ilgili beynimde kodlar oluşturuyorum. *** Bütün rakamları zihnimde tutabiliyorum Tarık Tatlı (Sayılar Maratonu-Zihinsel Takvim Hafıza
Şampiyonu): Bir optikçide satış ve müşteri temsilcisi olarak
çalışıyorum. İlmini bildikten sonra hafıza eğitimi insanın tek başına
başarabileceği bir iş. Takvim yarışmasında tarih veriliyor ve verilen tarihin
hangi güne denk geldiğini buluyorsun. Ben bir dakikada 5 tane tarih
bulabildim. Sayılar maratonu yarışmasında bir saatte 12 satır 40 haneli rakam
ezberleyebildim. Cam numaralarını, müşteri cep numaralarını ve müşteri
kodlarını kolaylıkla zihnimde tutabiliyorum. *** Elbise dolabımdan bile kitap çıkıyor Gül Atay (Türkiye Hızlı Okuma Şampiyonu): Dakikada 450 kelime okuyabiliyorum. Kısa sürede nasıl çok okuyabilirim
diye düşünerek yola çıktım. Arka arkaya 200 sayfalık üç kitabı iki buçuk
saatte okuyabiliyorum. Reşat Nuri Güntekin’i okuyarak başladım, sonra kişisel
gelişim kitapları çok okudum. O kadar çok kitap okudum ki artık ayrım
yapamıyorum. Bir ara okuduğum kitapların listesini tutuyordum, ama
beceremedim. Evimde iki binin üzerinde kitap var ve artık elbise
dolaplarımdan bile kitaplar fırlıyor. Aslında kitap okumaya özendirmek için
yarışmaya katıldım.
|