|
İSYAN-I
SÜKUT |
|
|
Girmişti makama arz-ı hal için. “-Bey !” dedi, Yutkundu, eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim, “-Şey !” dedi, Yutkundu, eğdi başını. Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı, Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı… Bir baktı konağa alttan yukarı, “-Vay !” dedi, Yutkundu, eğdi başını. Çekti ayakları, kahveye vardı. Açtı tabakasını, bir cıgara sardı. Daldı, neden sonra garsonu gördü, “-Çay !” dedi, Yutkundu, eğdi başını, İçmedi, masada unuttu çayı. Kalktı ki garsona vere parayı. Uzattı çakmağı ve tabakayı, “-Say !” dedi, Yutkundu, eğdi başını. Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş. Sandım can evine döktüler ateş. Sordum, memleketin neresi kardaş, “-Köy !” dedi, Yutkundu, eğdi başını. Yürüdü kör topal, çıktı şehirden. Ağzına küfürler doldu zehirden. Salladı dilini, vazgeçti birden, “-Oy !” dedi, Yutkundu, eğdi başını.
|
Abdurrahim KARAKOÇ |