CEMİL MERİÇ

Münakaşada zafer mağlup olanındır. Yenilmek zenginleşmektir. bilmediğinizi öğreneceksiniz ve ego denen köpek havlamayacak.Münakaşa hakikati birlikte aramaktır.Adeta bir ormandasınız ve mesala bir kaynak arıyorsunuz.Önce arkadaşınız bulup sesleniyor size:Evreka! ne sevinilecek şey? Yalnız bir temele dayanmalı  münakaşa.Herkesin bildiklerini bileceksiniz. Sonra yeniyi arayacaksınız. Hakikat binbir cepheli, binbir görüştü.  Karşınızdaki göremediğinizi gösterecek size. sizden farklı düşündüğü ölçüde yaraıcı ve öğreticidir. Kızıl şal görmüş İspanyol boğası gibi, her düşünceye her düşünene saldırmak.Bu canım memleket, bu yüzden bir cüzzamlılar ülkesidir.

İDEOLOG:İçtimai bir sınıfın emrinde, hakikat ile yalanı ulaştırarak,bağlandığı sınıfı şuurlandıran uzmandır.

ZINDIK:Zen,Zend Avesta,İran'ın Araplar tarafından fethi mezdekçilik,ateşperestlere zendi denilmesi sonra zendinin zındıka inkilabı.Ateizmin tarifide çok dikkate şayan

ATEİZM:Allah'a inanmamak değil, avamın inançlarını paylaşmamaktır.(R. Tevfik)

 

Düşüncelerimize    istikamet veren ayak takımı diplamalı aydınların emr-i yevmiyeleriyle akl-ı selimin suratına tükürmekle yarış ediyoruz.

            Türkün kılıcı   ülkeler  fethederken, türkün zekası da   kelimeler fethediyordu.Ülkeler ne dar bizimse kelimeler de o kadar bizimdir.

               Türkçe'nin bedbahtlığı tabii   tekamülünü yaparken birden bire zıplamaya zorlanmasından olmuştur. Nesiller arasındaki köprüler  uçurulması ve hafızadan mahrum bir nesil türetilmiştir.Hafızadan yani  kültürden...

              Altı yüzyıl  cerrahi birameliyatla içtimai uzviyetten kopartılınca; Türk düşüncesi başlıkta kalmıştır.

           Bu memleketin büyük faciası en seçkin evlatlarının beynini ve kalbini itlere peşkeş çekmesi. Halledilmesi gereken büyük dava. Bu topraklar üzerinde münevverin nefes alabilecek hale gelmesi

           Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanların,karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız eiyor sizi

          Düşen tutunacağı dalları seçmez

          Dünyanın bütün tımarhaneleri bizim entalijansiyanın kafatası yanında birer akl-ı selimmihrakı.

           Kahramanlar,rüyalarımızda yaşadıkları ölçüde enterasandırlar.İç ve dış dünyamıza ışık serpmeyen kitaptan bize ne? O aynada görmek istediğimiz kendiğimiz

            Bugün bizde neden mütefekkir yetişmiyor konusu üzerinde duracaktım.Kartallar uçmadan önce ücra kayalıklarda talim yaparmış.Tefekkür tek insan işi değil

             Ateşböceklerine tahammülü yok bu ülkenin

             Kelime içine gönlün, günlerin kokusunu boşalttığımız bir şişe

            Çölü sahalaştıran gönlün

           Siz gönüllerini bir ideale verenler ne koca olabilirsiniz ne baba.

            Çiğnenmiş bilgi isteyen bir devirde, hiç kimse teferruat yığınına dalmak cesaretini gösteremez.

            Sen yanmadan bunlar erimez.

            Bütün lise kitaplarının ayırıcı vasfı çürüyen bir beynin anatomisini aksettirmelerinde

 sarhoş bir kelime yığını hepsi de.Ve aydın hayatından memnun.Aydın asırlardan beri hor görülüşünün acısını, yetişecek nesillerin izanını kundaklarla alıyor.

            Dilini kaybeden millet yaşamak hakkını çoktan kaybetmiştir.

           Dışardakiler kendilerini akıllı sansın diye bir takım binalar kurup içine bedbaht insanlar doldurmuşuz yetimarhane adını vermişiz bu binalara.

          Saadetinin hiçbir zaman farkında değilsin ki! Bir harem ağasının , bir banka veznedarının saadeti.

         Voltair'e çok tanıdığın olacak az dostunuz.Dost seçebilmek için tanımak lazım. Tanıyabilmek için dost olmak şart.

           İnsan bülbül gibi şahıyamaz.Dinlenmezse susar.

          Biz Tanzimattan beri hazır elbiseye meraklıyız, hazır elbiseye ve hazır medeniyete. Tefekkür kılıçla fethedilmez. Bir parça kendi kafamızla düşünmek ne kadar güç

           Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp"Efendim bizde filozof yetişmiyor" diye ah-u vahlar

           Şeytan insan için neyse,İngiltere dünya için o

           Hayal sarayı gerçeğin granit temellerine dayanmazsa bir üfleyişle yıkılır.

           Zambakla ufunet arasında karabet kurabilir miyiz?

            Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.Zira o yarın ki veya dünkü veya ötelerdeki bir cemiyetin çocuğu; kendi cemiyetinin değil.                             

.   İzbede yaşayan şahikalarda ölür.

   Her doktirini yaşadığımız kadar anlıyoruz.

  Istırap ya kelimelerde ebedileşir ya  sükütta.

  İnsanlar gerçekleri görmesinler diye önlerine oyuncaklar sürülür.

   Oynasýnlar diye beynimizi verdik ellerine. Beynimizi yani dili.

  Yolumuzu kesen hjep aynı rezil safsata. Başkaları (309) niye yapmıyor? Başkalarına göre başka sensin.

  Yazmak gelecekte yaşamak .İnsan bazan kılıcla yontar hayalindeki dünyayı bazan kalemle

Gerçek aşklar da sessizdir.

 

Acılarını dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var(319)

Dişi ağrıyan adamın ayağını dağladığı hayat. Bir acı ötekini unutturdu.

Daha beterini düşün ne demek kolay Sahilden fırtınaya tutulan gemi zevkle seyredilir.

Ve kaptana tenkitler yadırılabilir. İnsan daha beterini düşünmek için yaratılmamış. Daha beterini daha mükemmel hale getirmek için yaratılmış(320)

Aşk dehanın büründüğü şekilllerden biri. İnsanın dörtte üçü aşkta belirir.

Aşkı vuslat taçlandırır. Kıvılcım o zaman yangınlaşır. Bunu bilmiyorsun ve saadetten korkuyorsun

Kadınlarımız Avrupalılaşırken Avrupa kadını kadınlıktan kopmaktadır.Yani örnek olarak aldıkları kadın o sanat ve medeniyeti yaratan büyük ve ilahi kadın değildir artık.

 Haklı haksız .Aşk sözlüğünde bu iki kelimenin yeri yokur.Deniz dalgalanmış, suç rüzgarın.Rüzgâr sensin.

Sizi ağrıyan bir diş gibi çekip atacağım gelmezseniz gönlümden(346)

Kelimeler bir zırh, bir kabuk, bir kale.Yaralanmamak için konuşuyoruz.Kelimeler bir hançer, bir diş,bir tırnak yaralamak için konuşuyoruz.Kelimeler bir bulut görünmemek için konuşuyoruz.

İlim ve düşünce ayrık otu değildir belli bir iklimde gelişir.

Bir bağlanış fedakarlıkla mühürlenecek ki ciddiye alınsın.yoksa atıyorsun derler.

Doğu'da hicvin, salaş tiyatrolarındaki kaleler gibi, köksüz oluşu, bir dava temeline dayanmayışındandır.Şairin kanıyla imzalamaya yanaşmayacağı hicivler, asırların mahkemesinde birer yalancı şahit kadar, asırların mahkemesinde birer yalancı şahit kadar, itibarsızdır.Namık Kemal'in hayatından Magosa'yı çıkarın "Hürriyet Kasidesi" sönükleşiverir.   

"Han-ı Yağma"yı ancak han-ı yağmada ziftlenmeyen biri yazabilirdi(366)

            Bir kitaba bir kıtayı sığdırmak:Neden olmasın? Bir damla suda bütün bir deniz yok mu?

            Avrupa insanı Doğu'yu tanımaz. İslamla Hıristiyan, Haçlı seferlerinden beri tezle anti tezdir. Bütün Kur'anları yaksak bütün camileri yıksak Batı insanının gözünde Haçlı seferlerinin

yalın kılıç ve tekbir getiren cündileriyiz.Avrupa'nın bir nev'i tezadı idik.Yani kıtayı tamamlıyorduk.Şimdi maymunuyuz.Yani hiç bir haysiyeti, hiç bir hikmet-i vücudu olmayan ananesiz, haysiyetsiz, sırnaşık gölgesi.

            Biz müslüman olduğundan, Doğulu olduğundan, Türk olduğundan utanan, aczinden tarihinden, dilinden utanan şuursuz bir yığın haline geldik.(384)

            Her yazar ütopyasının harcını, ya kucağında yaşadığı cemiyetten tedarik eder ya tarihten.

            Ondokuzuncu asır maddeciliği, müsbet ilmin nüfuz edemediği meçhul ormanı memnu bölge ilan etti

            Parça bütüne kavuşacak ki, hasret dinsin.

            Hiçbir müstemleke, kıymetlerin adet bezinden daha hakir görüldüğü bu zavallı memleket kadar ürpermeden, isyan etmeden müşahede etmek bedbahtlığına uğramamıştır.

  

                     Jornal II

            Yıldırım aşkı deyimi, beklenilen kişiyle karşılaşmanın göz-kamaştırıcı niteliğini ifade eder. Bu yıldırım aşkı şuurlu olmayabilir de başlangıçta. Yıldırım aşkı bilinçli ya da bilinçsiz olarak içimizde geliştirmiş olduğumuz ideal sevgili modelinin birden bire karşımıza çıkmasıdır. Bu modelin ideal olması insanın yarım yanını bütünlemesindedir.

* *       

Aşkın doğması için minnacık bir ümit yeter. İki üç gün sonra sönebilir ümit ama aşk    bir kere doğmuştur(37)

            Aşka giden yol daima dikenlidir. Aşka ve kudsiyete.Bir alev denizinden geçilerek varılan vuslat  gerçek vuslattır.... Günahlar gözyaşıyla yıkanır(44)

            Madem ki bahtiyar olamayacaktım, bir başkasını bahtiyar etmeliydim.Bu da bahtiyar olmanın bir başka yolu idi(46)

            Kadın hiçbir zaman birkaç nefes çekilip atılan bir sigara olmadı benim için. İçindeki şarap tüketilince fırlatılan bir kadeh olmadı(46) 

            Eflatunun mağarasını bilirsin.İnsanlar karanlık bir mağaraya zincirli,sırtları kapıya dönük ve duvarda gölgeler.Aşk bu zinciri kıran büyü.Mağaradakiler öylesine alışmış ki karanlığa

kurtulanları küfür ile kovarlar(50)

            Denizin sınırları var; Sevginin sınırları yok. Daha çok sevebilirsin.

            Sen benim 48 senedir kurduğum rüya(51)

            En küçük yalan rüyayı seraba çevirir. Rüyanı yani rüyamızı . Aşk saygıdır. Kendine yani sevdiğine saygı.(53)

            Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplar. Bir kanat darbesiyle Olemp; bir kanat darbesiyle Himeleya. Ayrı bir dil konuşuyordu çağdaşlarımla. Gurbetteyim.(53)

            Stndal aşkı ıstırabın prizmasından seyretmiş

            Aşkın verebileceği en büyük saadet sevilen kadının ilk defa elini sıkmak. Musikinin verdiği haz gibi bir şey.

            Bensiz akacak göz yaşlarını kıskanıyorum. Onları dudaklarımla kurutmalıyım(60)

            Dostlarım, beni kocaları mı sanırlar, nişanlıları mı, bilmem sevgimi paylaşmak istemezler

            Ben kapıları her tecessüse ve her tecavüze ve her muhabbete açık bir genelevim. kovamıyorum kimseyi.                                                                                                          

          Bir çağın vicdanı olmak isterdim, bir çağın daha doğrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim, kelimeden, sevgiden bir köprü. Sanat düşüncenin, düşünce mukaddeslerin emrinde olmalı. (Cemil Meriç, Mağaradakiler, 284)

          Acılarımızı başkalarında görmek. her okyonus aynasında kendimizi seyretmiyor muyuz?            Her bakışta gördüğümüz kendi bakışlarımız(65)

          Şairler kaprisli olurlar, bazı taraflarıyla kadındırlar, kadındırlar çünkü bütündürler. ve dikenlidirler, gül gibi. Gülü dikeni ile seveceksin, dikeniyle yani yazılarıyla(67)

         

          Kelimeler gönlümü dile getiremiyor, küçümsüyorum kelimeleri, onlar senin dudaklarında, senin kaleminde güzel.Yalnız senin kullandığın kelimeleri seviyorum.(68)

          Garip bir korku içindeyim.İnanıyorum ki yapacağımız bir falso, mikroskopik bir ihanet bu muhteşem rüyayı sona erdirecek.

          Avuçlarıma alıyorum kelimeleri okşuyorum. Kimi bir elmas gibi sert, kanatıyor, kimi kadife gibi yumuşak, göz yaşı gibi ılık. Bütün acılarımı takdis ediyorum

          Bana gelinlik entarinle  geldin diyorum, el değmemiştin Himalayanın karlarından daha bakirdin(69)

          Elbette zaman zaman kuduracağım.Elbette kelimelerim hançerleşecek.Kızmayan erkek,sokak köpeğinden haysiyetsizdir.

          Dudaklarým dudaklarında, parmaklarım tenine kenetli, tek vucut halinde ateş olmak, kül olmak saadet olmak, ıþık olmak, masal olmak.kadınım benim, canım benim,cariyem ve sultanım benim(70)

           Leyla bir tomurcuk, sen bir muhteem gül. Leyla bir mısra,sen bir destansın.Leyla bir kıvılcım, sen bir şafaksın(72)

          Güller dikenli bilirim.Ama yaşamak yaralanmaktan korkmamaktır.

          Hasta adamın bütün çarpık ve çapraşık hisleri ile malul(79)

          Mezar taşı gibi, kasap satırı gibi garip bir soğukluk

          Aşk ıstıraplarıyla büyüktür.

          Benden çılgın neşe bekleme. Acılarım içinde mesudum.Saadet çatık kaşılıdır ve ciddidir

          Istıraplarım çok mu çirkin, çok mu çocukça? Onları senden mi gizleyeceğim? Sahneye maskeyle çıkmak! Ben aktör değilim.Sesinin tonunda minnacık bir soğuyuş hissettiğim anda yokum....

          İnsan yaralarıyla çıkmamalı ortaya.Sevgi bir oyun, ama benim oyunla ilgim yok.Söylemiştim, hayatta hep bröton savaşçıları gibi çıplak döğüştüm(89)

          O kadar yalnızım ki! başka bir seyyareden gelmiş gibiyim ve nesli münkarız olmuş tufan öncesi bir ucube....

          Acılarım kaynağı sensin. Yani: Sensizlik. Bütün bu dengesizlik, tattırdığın saadetle yokluğun arasýndaki tezattan      doğuyor(90)

          Saadetin elbette gölgesi olacaktı. Bu acýlar saadetin gölgesi bu acılar vuslatın dikenli yolu. Bu acılar araf.

          Sen istediğin yahut seninle ilgili en küçük terbiyesizlik yaptıkları anda benim için realiteden hatıraya intikal ederler(93)

          Göz yaşlarım kadar temiz, anne sütü kadar temiz. Bir dua kadar temiz(95)

          Bütün dostlarım çamıha çivi çaktılar.Bazan  ehramlara taþ taşımış gibi yorgunum.

          Bu günden sonra her gün bir asır. Mezar taşı gibi sükut(100)

          Sevmek inanmak demek, katlanmak demek, beklemek demek.Ben hicranınla inleyen rebab(103)

          Başladı ve bitmeyecek sadece bir virgül koyduk.Susamadan içmek, aşk, içtikçe susamaktır.

          Sevgiyi başkalarında aramak, tesellilerin en hazini(124)

          Ben çekinirdim yanına yaklaşmağa. Hisarım , gururumdu(129)

          Seni bir kuyuya iter gibi mazinin karanlıklarınaattığım için özür dilerim.Zaman zaman hatıralara dönmek,  kendimizi tanımak, hal'i değerlendirmek ve perspektif hatası yapmamak için faydalı bir davranış(130)

          Kestik bıraktık. bir nev'i apandisit ameliyatı.

          Sen bir gözyaşı kadar temizsin, bir azize kadar temiz.Lağıma düşen kutsal bir kitap. Kitap kapalıydı, kabını yırtıp attım.(130)

          Türkçeyi Engizisyon mezalimine tabi tutan iğrenç bir telaffuz. Bizim solakların başlıca vasıfları terbiyesizlik.135

          Ve heyacanların gün geçtikçe kararan parıltısı. Alışkanlıkların insanı pestile çeviren çarkı. Artık yanarak değil tüterek yaşıyorum  nemli bir tomar gibi. Kanatlarım her gün bir parça daha ağırlaşıyor.135

          Sevgi garip bir yangın.Yaşaması için büyümesi gerek. O yangýna her şeyini atacaksın, zamanını, gururunu, dehanı. Ve kül olacaksın. İnsanlar ondan korkuyor, ondan yaşamıyorlar.

          Sonra yeniden küller dağıldı. İçimdeki ateş her zamankinden daha gür, daha alevli.142

          Seni unutmak niçin? Vahadan sonra çöl.Gül bahçesinden sonra bozkır.Sana susuzum.144

          Mektubun bir büyü gibi bulutları dağıttı.Yarı yarıya iyileştim. Bir yenisi beni Zaloğlu Rüstem'e çevirir.145

          Sam yelleri esen çöllerden geçtim. dudaklarım susuzluktan çatlamıştı, boğuluyordum, ya cinnet ya ölüm veya sen vardın. Sen çıktın karşıma Sen ki benim için yaratlmıştın.146

          Her gerçek hazine gibi gizliydin,seni kalbim keşfetti

          Ayrılık bir dinleniş olacaktı, bir dinleniş, bir susayış, bir hazırlanış.Güneşin tekrar doğmak için batışı.

          Kuþku beslermş aşkı, laf, yalnız biliyorum ki uzun bir ayrılık küllendirir. Ve sükut ayrılığı koyulaştırır, katılaştırır, katilleştirir.

          Seven endişe eder.

          Konuşmaya ben de katılıyorum. Konu sudaki halkalar gibi genişliyor.152

          Politikacı da yarı insan yarı hayvan olmalı.Hayvan yani tilki ve aslan pusuya düşmemek için tilki kurtları haklamak için aslan.153

          Hiç bir gaye kötü vasıfları meşrulaştırmaz.

          Hüsnüniyetle politika yaapılmaz.

Kerpiçle Süleymaniye kurulmaz. Tesadüflerin önünme fırlattığı malzeme kerpiçten daha soysuz daha salabetsiz ve sevimsiz.156

Ve intelijensiya, efendilerinin fırlattığı kemikleri yalamakla meşgul. havlamasını bile unutmuş. Dişsiz, kuyruksuz. İnsan inançlarını kaybedince çomarlaşıyor. Dinsizlik irticaların en affedilmezi. En yiğit orduyu en miskin sürü haline getiren veba.

Kurtuluşumuzu ancak kendimiz yaratabiliriz. Doğu da düşman, Batı da. İkisinin de sırtında kamçımızın izleri var. Avrupa da eski kölemiz Rusya da. Ve biz kölelerimizin çizmesini yalamaktan garip bir şehvet duyuyoruz

Yahudilik bir din değil, bir felakettir. Heine

Her mektebin ve her kitabın ilk görevi, insana kendi dilini öğretmesidir. Meilet

Zavallı dilimiz argoların en sevimsizi haline geldi.

Hayatını bir kavgaya adayan adamın düşman kalesine hamle etmek için her fırsatı ganimet bilmesi tabiî değil mi?

Türkiye'de Ziya Gökalp vb.temsil ettiği sosyoloji tek hedef güder: Türk zekasını kendisini zerre kadar ilgilendirmeyen konularla meşgul etmek, gelecek nesillerin uyanmasını önlemek.177

Bu millet baykuş sesinden şeamatli çan vızıltılarına bile tahammül etmiş.

Sen Frengistan'daCem misali:"Cam-ı cem nuş eyle ey Cem, bu Frengistan'dır" diyorsun . Biz de, belde-i tayyibe-i Kostaniye'de "Her kulun başına yazılan gelir, devrandır" deyip hasretinle nalân ve de suzân oluyoruz.

Yılbaşı gecelerinin çılgın kahkahaları arasında bir hezimeti te'sid etmiş olmuyor muyuz?

 Batı karşısında Doğu'nun, salip karşısında hilal'in hezimetini. Kaldırılan her kadehte aydınla halk arasındaki uçurum bir parça daha derinleşmiþ olmuyor mu?

             Düşünmek caddelerden keçi yollarına; çiğnenmemiş sarp dikenli keçi yollarına sapmaktır. Ama, zirvelere şehrahlardan gidilmez, zirvelere ve uçurumlara.189

             Zekasını bozuk para olarak harcıyor.

             Avrupa insanı tabiatın bir parçası saymaktadır. Dış dünyayı  kaprislerine alet eden Batı, Bir tünel açmak gerekince nasıl dağ delinirse ferdî veya zümrevî bir menfaat uğruna da Batı'nın feda edemeyeceği beşerî kıymet yoktur.

           Cevaplarımız suallerle hudutlu. Sorulan sualler hep aynı olunca cevaplarda da büyük bir tazelik aramak boş.

  Aydınla entellektüel aynı kimse midir? Hayır. Entellektüel ya zamanını doldurmuş değerlerin aktarıcısı, ya yeni bir dünya kurmaya çalışan bir içtimaî sınıfın yol göstericisidir. Aydn ülkesi ile göbek bağını çoktan koparmıştırr. Yaşayıp yaşamadığı halkın umurunda değildir. Bizde bu kelime sadece okur-yazar manasındadır. Kendini küçük görür. 210

Yabancı Dil:yabancı dil hocalar için de, talebe için de arabanın beşinci tekerleği:219 

          Dolap Beygiri:Ben bir dolap beygiri sabrı ile işimi sürdürüyorum.222

          "Bir yığın söz ki samimiyeti ancak hüneri."227

          Kendi irfanı ile izdivaç:Osmanlı, yakın akrabaları ile evlenen aşiret çocukları gibi, hep kendi irfanı ile izdivaç ettiğinden hayatiyetini kaybetmiş, dumura uğramış, yozlaşmış dünyaya açılmamış.  Giderek yaratıcı bir iş olmaktan çıkmış fikri faaliyet. 247

         Müpheme, kavranılmayana karşı duyulan garip bir sevgi

          Bugünkü nesil ve afaroz. bugünkü nesil Avrupa'nın afarox müessesini kiliseden çok

daha insafsızlıkla kendi büyüklerine uyguluyor.

          Marifet iltifata tabidir.

          Mahrekinden çıkmış yeni bir güneşe bağlanamamıştı.292

         Tanzimat aydını İstanbullu'dur. İstanbul ise, "İnsanlığın nazenin ve çelebi bir cinsi"dir. "Kış bahçelerinde, saksılar içinde, yapma bir hararetle yetişip gelişen" bir nebat. Kötümser, halkını tanımaz ve neredeyse bozguncu. Vatan haininden aydın olmaz.

         Yakup Kadri'nin romanlarımda şüphesiz ki çok yerinde tesbitler var. Fakat   bize sunduğu aydın portresi, daima irfanı terk-i tâbiyet etmiş bir müstağrip silvetidir.

         Namussuzluğun kanun olması: Namussuzluğun kanun olduğu bir devirde ve bir cemiyette hiç kimseden bir heykel-i fazilet olması beklenemez.

         Fezalarda dolaşan bir küre idim "Peyk olmak için bir güneş arayan fakat kendisinin bir güneş olduğunu idrak edemeyen bir küre."