Çizgili sırtlan Anadolu'da
|
Doğa Derneği'nin yürüttüğü çalışmalarla çizgili ishakkuşu, yabani ceylan ve Anadolu'da ilk defa görüntülenen çizgili sırtlan koruma altına alındı. |
Anadolu'da yaşadığı bilinen; ancak bugüne kadar görüntülenemeyen çizgili sırtlanlar ise kampanya çerçevesinde ilk defa görüntülendi.
Halkın bireysel desteği ile başlatılan ilk doğa koruma çalışması olan Sıfır Yok Oluş Kampanyası, sonuçlarını vermeye başladı. Kampanya çerçevesinde SMS ve banka hesaplarına yapılan bağışlarla 99 bin YTL destek toplandı. Bu kaynakla ilk olarak "Urfa'nın Bozkırları" projesi başlatıldı. Doğa Derneği uzmanları, proje kapsamında Anadolu'da yaşadığı bilinen çizgili sırtlanları ilk defa doğada görüntülemeyi ve filme almayı başardı. Turan Çetin ve Murat Bozdoğan 8 ayı aşan bir çalışmanın sonucunda Güneydoğu Anadolu'da 3 sırtlan yuvası belirleyerek, bu yuvalardan birini kullanan bir çift çizgili sırtlanı görüntüledi. Yuvalar, yakınlarındaki köylerde yaşayan Doğa Derneği gönüllüleri tarafından düzenli olarak izleniyor ve korunuyor. Dernek, türün yasadışı avlanmasını engellemek amacıyla sırtlanların yerini gizli tutuyor.
Sırtlan koruma altına alındı, sıra parsta
Kampanyanın bir diğer hedefi ceylanlardı. Proje başlamadan önce sayıları ancak 50'yi bulan yabani ceylanın bulunduğu Şanlıurfa'daki alana yeni ceylan kolonileri yerleştirildi. Şu anda alanda bulunan ceylanların sayısı 200'e çıktı. Ayrıca, Şanlıurfa'da yaşayan Doğa Derneği gönüllüleri tüm Avrupa'da sadece ülkemizde yaşayan toplam 8 çift çöl koşarının izlenmesini ve korunmasını sağlıyor. Avrupa'da sadece Birecik ilçesinde yaşayan 3 çift çizgili ishakkuşunun (baykuş türü) yaşadığı çay bahçesi de koruma altına alındı. Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, Türkiye içinde ve dışında yürüttükleri çalışmalarla 305 önemli doğa alanı ve 2880 türü yaşatmayı hedeflediklerini söyleyerek, "Bu hedefe ulaşmak için yurtiçinde veya dışında yaşayan vatandaşlarımızın tam desteğine ihtiyacımız var." dedi. Hedef: Sıfır Yok Oluş kampanyasının ikinci yılında 9 acil projeye daha destek aranacak. Yeni projeler desteklenirse, telli turnaların son 11 bireyi ve Güneydoğu Toroslar'da yaşadığı tahmin edilen son parslar kurtulmuş olacak. 2007 projeleri arasında Göller Bölgesi'nin küresel ısınmanın olumsuz etkilerinden korunmasını sağlayacak yeni girişimler de bulunuyor. Avrupa Parlamentosu'nda açılacak olan sergide 9 proje alanı ve bu alanlarda yaşayan canlı türleri tanıtılacak.
Yalnızca Afrika'da bulunan diğer sırtlan türlerinden farklı olarak çizgili sırtlan Asya'da bulunur. Yaklaşık 40-50 kilogram ağırlığa sahip olan çizgili sırtlan, kuyruğuyla beraber 140 cm uzunluğa sahip. Genellikle yalnız yaşayan çizgili sırtlanlar çok nadir olarak ufak aile grupları oluşturur. Gürhan Savgı / Ankara
Kuraklık yüzünden köylüler tarla suyu içmeye başladı
Yeraltı sularındaki seviyenin düşmesi, Manisa merkeze bağlı Çavuşoğlu köyünü susuz bıraktı. Şimdiye kadar evlerinin bahçesine kurdukları tulumbalardan çektikleri suları kullanan köylüler, su seviyesi düşünce tulumbaları da kullanamaz hale geldi.
Zor durumda kalan köylüler, yaklaşık 20 gündür pamuk, üzüm ve mısır tarlalarını sulayan kanaletlerden su almaya çalışıyor. Ellerindeki bidonlarla artezyen kuyusundan çıkan suyu almak için kanaletlere koşan köylüler, evlerine bidonlarla su taşıyor. Merkeze 11 kilometre mesafedeki 500 nüfuslu Çavuşoğlu, kuraklık yüzünden susuz kalan köylerden biri. Gediz Ovası'nın merkezine kurulu köyde içme suyu, elektrik sistemiyle yeraltından temin ediliyordu. Bölgede bulunan Demirköprü, Gölmarmara ve Afşar barajlarında yeterli miktarda su birikmediğinden çiftçiler, mahsulü sulamak için yeraltı sularına yüklenmeye başladı. 20—25 metre derine inerek sondajla su çeken çiftçi, üzüm, mısır ve pamuğunu sulamaya başladı. Böylece mahsulünü kurumaktan kurtaran çiftçi, kendisinin susuz kalacağını hesaba katmadı.
Yeraltı suyundan içme suyunu karşılayan Çavuşoğlu köylüsü, evindeki sudan da oldu. Şimdi hergün bidon ve kovalarla ovada kim sondaj suyuyla tarlasını suluyorsa soluğu orada alıyor. Çoluk çocuk, kadın erkek bidonlarla evlerine su taşıyan köylüler, suyun sağlıklı olup olmadığını da bilmiyor.
Çavuşoğlu Köyü Muhtarı Halil Sağır'ın eşi Asliye Sağır da diğer kadınlar gibi evine su taşıyanlardan. Her gün su çekmenin zorluklarından söz eden Sağır, "Bu suların sağlıklı olup olmadığını bilmiyoruz, çünkü tahlilleri yapılmadı. Çaresizlikten içmek zorundayız." diyor. Köy sakinlerinden Remzi Yıldırım ise kuraklıktan dolayı yeraltı sularının çekildiğini, içme suyu ihtiyaçlarını giderdikleri evlerinin bahçelerindeki tulumbalardan da su çıkmadığını belirtiyor. Yıldırım, 20 gündür çevrede mısır sulayan sondaj sularından içme suyunu karşılamak zorunda kaldıklarını vurgulayarak, "Yeraltı suları azalmaya başladı. İçme suyu ihtiyacının karşılandığı tulumbalar da kurudu." şeklinde konuşuyor.
Yıldırım, sulama sezonu olduğu için susuzluğun üç ay daha, hattâ yağmur yağmazsa daha da uzun sürebileceğini dile getiriyor. Köyde imamlık yapan Sadullah Önbaş da her gün Harmandalı köyünden su getiriyor. Önbaş "Köylü, içme suyu ihtiyacını ev bahçelerindeki tulumbalardan karşılıyordu. 20 gündür bu tulumbalar da akmıyor. Yeraltı suları yetersiz gelince, içme suyunu tulumba suyundan karşılayan köylü susuz kaldı." diyor. Köylünün içtiği sondaj sularının sağlıksız olduğunu belirten Ramazan Şahinbaş ise, "Tahlil bile yaptırmadan, 20—30 metre derinlikten çıkan ve bataklık kokan suyu çaresizlikten içmek zorunda kalıyoruz." diye konuşuyor. Köyde 13—14 metre yeraltında su kalmadığın belirten Hüseyin Yayman da, "Tarlasının başında sondajı olan sulayacak, olmayanın ise mahsulü kurumaya başladı" diyor.
Muharrem Gökçen
| |||||
| 'Nesli tehlikedeki türler' arasında değerlendirilen vaşağın fotoğrafı çekildi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan bakanlık tarafından, 2 tane vaşağın 29 Aralık 2006'da Taşlıdere bölgesinde görüldüğü bildirildi. Aynı açıklamada Av ve Yaban Hayatı Dairesi'ne bağlı ekiplerin Taşlıdere mevkiinde yürüttükleri bir çalışma sırasında hayvana rastladıkları ve fotoğrafını çektikleri kaydedildi. Açıklamada ayrıca, vaşağın "Nesli tehlikedeki türler" arasında bulunduğu hatırlatılarak, söz konusu hayvanın Türkiye'de de koruma altına alındığı ifade edildi. | |||||
| İsmail Yıldız | |||||
Siz hiç samanlıkta iğne aradınız mı ?
Anadolu parsını aramaya karar verene kadar ben aramamıştım.
Konu ile ilgisi yok ama aklıma geldiği için... Hani küçük çocuklar ayakkabılarını hep ters giyerler ya. Hiç anlayamadım niye hep ters giyerler. Oysa doğru konmuştur. Ama alır solu sağa, sağı da sola giyiverirler.
Allah Allah, şaşır da doğru giy! Yok illa ters giyilecek, burunları farklı yönlere bakacak... 
Bir de aradığım şeyi bulamayışıma sinir olurum. Aramam bin kez elime düşer, lazım olunca, haydaaa koyduysan bul...
Beş gündür dalda sallanan hamağımın içinde okuduğum kitaplar da bittiği için böyle abuk sabuk şeyler düşünüyorum. Ben burada yatarken, kuyruğum olmasa koyun pisliğinin arkasına gizlenirdim diyen Anadolu Parsı belki beş adım ötemde halime gülüyordur.
Onunla ilk yüzleştiğimde dokuz yaşında idim. Ayı için kurulmuş bir tuzağa yakalanmış bir hayvanın bacağını köye getirdiler. Sarı beyaz arası, yetişkin bir insan elinden daha büyük, yumuşak tüylü, tırnakları gizli bir pati... Köydekiler merakla bu patiyi inceliyor, neye ait olabileceği hakkında tahmin yürütüyorlardı. En sonunda bunun bir pars ayağı olduğuna karar verdiler.
Bu olayın üstünden bir iki gün geçmeden, köydeki iki köpek sanki buhar olup uçtu. İkisinden de geriye bir avuç kırıntı kaldı. Köyde bir köpeği hiç havlatmadan ya da cıyaklatmadan ne yemiş olabilir diye tahminler yürütülüyordu.Bir gece evin dışındaki tuvalete kalkan Halil Gülas (dedemin kuzeni), beyaz benekli iki hayvanın kendisine saldırmağa hazırlandığını fark ediyor. Hayvanların birinin ön ayaklarından birinin olmadığını fark
ediyor.
İkinci yüzleşme ise, bu olaydan yirmi sene sonra gerçekleşiyor. Müsikli'de Dursun Ali Okumuş'un katırını, beyaz benekli ve kamçı gibi kuyruğu olan bir hayvanın parçaladığını duyuyoruz. Dursun amca tüm çabasına rağmen, katırının intikamını alamıyor. Aynı günlerde, babam ve birkaç kişi Müsikli deresine balığa gidiyoruz. Ben katırın parçalarını görmek istiyorum. Babam tarif ediyor, ben de dereden çıkıp bakıyorum ama tarif edilen
yerde hiçbir şey yok. Babamı çağırıyorum o da geliyor, ben yanılmamışım katırın leşi yok. Tam dereye dönerken, önümüzdeki dev çam ağacında bir şeyin kıpırdadığını fark ediyorum. Babama sesleniyorum. Ağaçtaki yaratık, ağzında tuttuğu koca bir katır parçası ile, ağacın üst dallarına doğru yükseliyor.
Daha sonra, bu hayvanın Anadolu Parsı olduğunu öğreniyorum. Bir zamanlar İzmir, Denizli, Ankara, Bolu gibi daha medeni bölgelerde
yaşayan, Anadolu'ya has bir tür. Zamanında bir Cumhurbaşkanının, onu avlayana madalya taktığını gazete arşivlerinde görebilirsiniz. Daha sonraki yıllar, Orman Bakanlığı'nca soyunun tükendiği açıklanan bir tür. Ama ben soyunun tükenmediğini biliyorum. Onu bulup görüntülemeye kararlıyım. Aramazken rastladığım parsı, ararken bulacağımdan öylesine eminim ki…
Aralarla da olsa onu bulmaya karar verişimin üzerinden üç yıl geçti. 3 yıl boyunca, bazen on, bazen yirmi gün boyunca peşi sıra bizi dolaştırıp durdu ve bize izini gösterip, sesini duyurup, kendisini saklamayı başardı.
Şubat ayıydı. Zeyno ile ekibi evde bırakmış, Pokut yaylasından Hazıdağa doğru yürüyorduk. Bir anda umutsuzluğum umuda dönüştü. Pars hemen önümüzde yürüyordu. Hızla kar yağıyor olmasına karşılık, izleri bizimki kadar tazeydi. İzinin eni 13 cm kadardı ve benim yumruğum çok rahat izine sığıyordu. Tek olduğuna göre de muhtemelen erkekti. O gün Zeyno ile geç vakte kadar izin peşinden gittik, ancak daire çizerek bizi aynı yere geri getirdi. Kendisini göremiyorduk ancak hemen çevremizde olmalıydı. Belli ki onun da kafası karışıktı. Avcıyken av olmanın şaşkınlığı ile mi, yoksa bu kış günü kendisini takip edenlerin şaşkınlığı ile mi bilinmez, kendisini saklamasına rağmen çevremizden de ayrılmıyordu. Bazen onun izini bizim izimizin üstünde buluyorduk.
Dört günlük kovalamaca sonuç vermedi. Nihayet ilk baharda, kışın birbirimizin etrafında dolandığımız yerde, izine ve pisliğine tekrar rastladık. Yeniden uzun bir kovalamaca
başladı. Elimizdeki imkanlarla onu gördüğümüz mesafede görüntüleyemiyorduk. Bir seferinde çembere alıp, bir kaç yönden sıkıştırdık. Annesi Kangal babası gerçek kurt olan köpeğimiz Dost bir orman ağzında onunla ilk yüzleşme şerefine nail oldu. O an hepimiz neyin peşinde olduğumuzu anladık. Zavallı Dost bize doğu kaçarken, o da bir çam ağacına tırmanarak, adeta uçarcasına diğerine ve ormanın içine atlayıverdi.
Tüm bunlar, kamerada birkaç saniyelik görüntüye dönüşebildi. Hepimiz şaşkındık... İstanbul'da görüntüleri seyreden Agop Savül'un (Kendini kedigilleri araştırmaya adamış bir deli) gözleri yuvalarından fırladı.
İlk resmi temasın sağlandığı otoriteler tarafından kabul edildi ama bu bize yetmiyordu. İkinci aşama, Agop'la babamı bu ormana terk etmek şeklinde gerçekleşti. 15 gün sonra Agop da parsla yüzleşmeyi başardı. Hayatını bu hayvana adayan Agop, yeni bir ruhla İstanbul'a döndü.
Anadolu Parsı ile ilgili çalışmalarımız bununla bitmiyor. Doğduğunda bir et parçası olduğu için, en büyük düşmanı karıncalar olan bu nadide hayvanla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Gelecek günlerde, çalışmalarımız gibi öykümüz de devam edecek...

Milliyet Gazetesi 18.12.2006
Özgür Çoban
Avcılık ve yaşam ortamlarının kaybından dolayı neslinin tamamen tükendiği düşünülen Anadolu Parsı’nın, Doğu Toroslarda çok az sayıda yaşadığı tahmin ediliyor.
Doğa Derneği Proje sorumlusu Özgün Emre Can, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Anadolu Parsı’nın Keşfi" başlıklı bir proje yürüttüklerini söyledi.
Anadolu Parsı’nın, en önemli yaşam alanının Doğu Toroslar olduğunu ifade eden Can, proje ile parsın yaşadığı alanın keşfedilmesi ve neslinin yok olmaktan kurtarılmasının amaçlandığını anlattı.
Parsın yaşadığı düşünülen alanlarda türün yaşam döngüsü dikkate alınarak arazi çalışmaları yapılacağını belirten Can, arazi çalışmaları kapsamında yörede yaşayan insanların konu hakkındaki bilgisinin anketler aracılığıyla toplanacağını söyledi. Yapılan araştırmalar ışığında türün görüntülenmesi için foto-kapan ve kamera sistemleri hazırlanacağını ifade eden Can, Anadolu Parsı’nın keşfedildiği alanda, türe zarar vermeyecek çalışma sistemi geliştirilerek ilk defa görüntüleneceğini bildirdi.
Can, proje bütçesinin 84 bin 348 YTL olduğunu anlatarak, çekilecek görüntülerle Anadolu Parsı’nı tanıtıcı kısa bir film hazırlayacaklarını kaydetti.
"GİZEMLİ CANLI..."
Sarp kayalıklar, makilik alanlar ve derin vadilerde aşayan Anadolu parsı (Panthera pardus tulliana), Türkiye’nin "en gizemli canlısı" olarak nitelendiriliyor.
Özgün Emre Can, Anadolu Parsı’nın bir süre önce avcılık ve yaşam ortamlarının kaybından dolayı Türkiye’de artık neslinin tamamen tükendiği düşünülürken son dönemlerde ülkenin değişik bölgelerinden gelen bazı kayıtların, parsın tekrar ortaya çıktığına işaret ettiğini söyledi.
Dünya’da 1887 yılında ilk tanımlandığı yer olan Anadolu coğrafyasında halen bu türün varlığı hakkında birçok bilimsel veri bulunduğunu kaydeden Can, tüm bunların yanında türün tam olarak hangi bölgelerde yaşadığının halen gizemini koruduğunu anlattı.
Can, Türkiye’deki en büyük kedi türü olan Anadolu Parsı’nın keşfinin, türün yok olmadığının kanıtlanmasının ötesinde, gelecek nesillere aktarılan en büyük miraslardan birisi olacağını ifade etti.
1. Proje Bilgileri
Önemli Doğa Alanı: Akçakale Bozkırları (GDA 008), Güney Fırat Vadisi ve Birecik Bozkırları (GDA 005).
Öncelikli Türler: Ceylan, kelaynak, toy, çöl varanı, çizgili sırtlan.
Proje Süresi: 24 ay.
Projeyi Uygulayacak Kuruluş: Doğa Derneği, Çevre ve Orman Bakanlığı – Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü.
Proje Ortakları:Şanlıurfa Valiliği, Harran Üniversitesi, Birecik Kaymakamlığı, Birecik Belediyesi, Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Yöre Halkı (Köy heyetleri).
Proje Bütçesi: 133.381 YTL
2. Projenin Hikayesi
Şanlıurfa bölgesi, Türkiye'nin en zengin biyolojik çeşitliliğine sahip bölgelerdendir. Doğal bozkırların hâkim olduğu bu nadir ve özel yaşam alanına uyum sağlamayı başarmış birçok büyüleyici canlı yaşamaktadır. Bölgedeki tür çeşitliliğinin önemli bir nedeni Fırat Nehri'dir.
Ceylan bir zamanlar Güneydoğu Anadolu bozkırlarında yaygın bir türken, bugün nesli yok olma sınırına gelmiş durumdadır. Suriye sınırına yakın alanlarda 50 kadar ceylanının yaşadığı bilinmektedir. Çizgili sırtlan ise diğer bir nadir bozkır canlısıdır ve sayıları ancak onlu rakamlarla ifade edilebilecek kadardır. Dinozorların zamanından günümüze kalmış izlenimi veren çöl varanı boyu 1 metreyi aşabilen dev bir sürüngendir.
Proje alanı Avrupa'nın tek ve son kelaynak kolonisinin yaşadığı bir bölgedir. Son 100 kelaynağın Birecik sınırları içerisinde yaşıyor olması, bölgeye kültürel ve sosyal yönden ayrı bir değer kattığı gibi kelaynakları görmeye gelen yerli ve yabancı turistler yöreye ekonomik girdi de sağlamaktadır.
Doğal bozkırlarda rastlanan tüm bu canlı zenginliği halk ve ilgi sahipleri tarafından bilinmemekte ve dolayısıyla bozkırlar tahrip edilmektedir. Başta ceylanlar olmak üzere toy, kelaynak, çöl varanı ve çizgili sırtlanın yaşam alanlarının yöre halkı tarafından sahiplenilmesi ve bunu teşvik edici doğa turizmi imkânlarının geliştirilmesi önemlidir.
3. Beklenen Sonuç
Başta ceylanlar olmak üzere, nesli tükenme noktasına gelen canlıların ve bölge doğasının sahiplenilmesi için sürdürülebilir doğa turizmi altyapısının geliştirilmesi ve yöredeki kurum ve kuruluşlar ile yöre halkının yörenin doğal güzelliklerine sahip çıkarak bölgedeki doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi ve korunması amaçlanmaktadır.
4. Faaliyet Planı
A. Bölgedeki Önemli Doğa Alanları için vizyon ve koruma önceliklerinin yer aldığı stratejik planın hazırlanması:
Bölgedeki doğal kaynaklardan faydalanan tüm ilgi gruplarının katılımı ile Akçakale Bozkırları, Güney Fırat Vadisi ve Birecik Bozkırları ÖDA’ları için uzun vadeli koruma ve kullanma kararlarını içeren stratejik planın hazırlanması için çalıştaylar düzenlenmesi.
B. Bölgede doğa turizmi altyapısının oluşturulması: Ceylan, kelaynak, çöl varanı, çizgili sırtlan, çöl koşarı ve bozkırın önemini anlatan bir “bozkır safarisi” geliştirilmesi için bu canlıların rastlandığı alanlara yönelik bir rota hazırlanması; yöre halkının kazancının artırılması için bölgede doğa turizmi altyapısının oluşturulması ve kapasite artırımı çalışmalarının düzenlenmesi.
C. Ceylanların korunması: Ceylanların ve yaşam alanlarının son durumu ile ilgili yapılan çalışmalara destek olunması; yöre halkı ve karar vericilerine ceylanların önemini ve ceylan yavrularının kaçırılmasının zararlarını anlatmak amacıyla Akçakale Bozkırları ÖDA’sında yer alan kasabalarda yöre halkına ve ilköğretim çocuklarına yönelik bilinçlendirme çalışmaları düzenlenmesi; tanıtıcı broşür ve panoların hazırlanması; ceylanların doğal yaşamı ve halk kültürüne etkileri üzerine bir kısa belgesel yapımı.
D. Birecik ve kelaynaklar: Birecik bölgesindeki nadir türlerin son durumlarının araştırılması; Kelaynak Üretme İstasyonu’nda kapalı devre kamera sisteminin kurularak ziyaretçi merkezine gelen yerli ve yabancı turistlere kelaynaklar rahatsız edilmeden bilgi verilebilmesi;
E. Tanıtım çalışmaları: Şanlıurfa Önemli Doğa Alanları’nın ve nadir türlerin tanıtımı için kısa filmler hazırlanması ve ulusal kanallarda gösterilmesinin sağlanması; Projenin tanıtımının yapılacağı bir açılış etkinliğinin Şanlıurfa’da düzenlenmesi; broşürler hazırlanması ve etkin olarak dağıtılması; projenin başarılarının medya yoluyla tüm Türkiye’ye duyurulması.
5. Doğa Ortağının Görünürlüğü Projede üretilecek tüm tanıtım malzemelerinde sponsorun logosu veya logoları yer alacaktır. Doğa Evi’nde doğa ortağı sergiler, film ve diğer bilgilendirici pano gibi materyallerde logolarıyla görünürlük kazanacaktır. Bozkır safarisine yönelik geniş bir tanıtım stratejisi uygulanacak, ulusal ve uluslar arası platformlarda duyurulacaktır. Projede üretilen kısa film CNN Türk’te yayınlanacak ve Atlas Dergisi bölgede gerçekleştirilen koruma ve sürdürebilir turizm faaliyetlerini sponsor logosu veya logolarının da yer aldığı bir konu olarak işleyecektir.


Son 11 Telli Turna
1. Proje Bilgileri
Önemli Doğa Alanı: Bulanık Ovası (DOG 035) – Muş
Öncelikli Türler: Telli turna, mezgeldek, toy, sürmeli kızkuşu
Proje Süresi: 12 ay
Projeyi Uygulayacak Kuruluş: Doğa Derneği
Proje Bütçesi: 93 960 YTL
2. Projenin Hikâyesi
Anadolu türkülerinin en önemli temalarından birisini oluşturan telli turnalar Türkiye’de artık sadece Muş’ta Bulanık Ovasında üremektedirler. Eskiden İç Anadolu Bölgesi’nde de ürediği bilenen telli turnaların tüm Avrupa’da üreyen son 11 bireyi Bulanık Ovası’nda kısıtlı bir alanda bulunmaktadır.
Kış aylarını Afrika'da geçiren telliturnalar, uzun bir göçün ardından Mart ve Nisan aylarında Hazar Denizi’nin kuzeyi ve doğusundaki üreme alanlarına gelmektedirler. Türkiye, telli turnaların Hazar Denizi ve Bulanık Ovası arasında başka bir üreme alanı olmadığından dolayı çok önemli bir coğrafik konumdadır.
Muş'un Bulanık ilçesinin kuzeyinde, Murat Nehri boyunca uzanan Bulanık Ovası’nda çok fazla yerleşim bulunmamaktadır. Ovada yoğun tarım yapılırken, Murat Nehri kıyıları doğal özelliğini korumaya devam etmektedir. Murat Nehri üzerindeki adacıklar ve çevresindeki alanlar telli turnaların üreme ve beslenme alanlarıdır. Telli turnaların bu bölgeden de çekilmeleri durumunda bu türü sonsuza kadar kaybetmekle karşı karşıya bulunmaktayız.
3. Beklenen Sonuç
Telli turnaların ülkemizdeki son üreme alanların yerel halkın katılımı ile korunmasıdır.
4. Faaliyet Planı
Proje kapsamında ülkemizdeki son telli turnaların görüntülenerek türü ve Bulanık ovasını anlatan kısa bir tanıtım filmi hazırlanacaktır. Telli turnaları ve yaşadıkları alanları anlatan bir broşür ve poster yayınlanacaktır. Telli turnaların ürediği ve beslendiği alanlarda panolar yerleştirilerek bölge halkına ve yöreyi ziyaret eden turistlere bilgi verilecektir.
Telli turnaların üreme ve beslenme için kullandığı alanların il çevre planları ve imar planlarına işlenmesi için çalışmalar yapılacaktır. Turizm şirketleri ile birlikte bu canlıların ziyaretçilere tanıtılması için bir eylem planı hazırlanacak ve turizm faaliyetleriyle bölgeye ekonomik katkı sağlanacaktır.
5. Doğa Ortağının Görünürlüğü
Projenin uygulanması esnasındaki basılı ve görüntülü her türlü materyal ve panolarda doğa ortağının görünürlüğü sağlanacaktır. Proje poster ve broşürünün geniş dağıtımı sağlanacaktır. Projeyi tanıtan film, sırasıyla, DNR’larda satılacak ve CNN Türk ve diğer medya destekçileri tarafından sponsorların logolarıyla yayınlanacaktır. Atlas Dergisi, projeyi anlatan bir konu yayınlayacaktır

Son 200 Orkide
1. Proje Bilgileri
Önemli Doğa Alanı: Amanos Dağları (AKD 063), Mersin Tepeleri (AKD 055) ve Gülnar (AKD 048).
Öncelikli Türler: Doğu Akdeniz’de yaşayan nadir orkide türleri
Proje Süresi: 24 ay
Projeyi Uygulayacak Kuruluş: Doğa Derneği
Proje Bütçesi: 158 220 YTL
2. Projenin Hikâyesi
Yabani orkideler, salep üretiminin can damarıdır. Çünkü salep, orkidelerin kökleri kurutularak üretilir. Türkiye, dünyadaki en büyük salep üreticisidir ve bu yüzden her yıl 45-180 milyon arasında orkide doğadan toplanmaktadır. Salep üretimi nedeniyle sadece Türkiye’de yaşayan pek çok orkide türü yok olma noktasına gelmiştir. Öyle ki, bazı orkide türleri tek bir noktada kalmıştır ve orada da yok olmak üzeredir.
Bu proje, Mersin, Antakya ve Kahramanmaraş’ta yaşayan Türkiye’nin en nadir orkidelerinin yerinde korunmasını, aynı zamanda, bu güzel canlıların doğadan toplanmak yerine kültür ortamında yetiştirilmesini hedeflemektedir.
3. Beklenen Sonuç
Türkiye’nin en nadir orkide türlerinin yerinde korunması ve orkidelerin doğadan toplanmak yerine kültür ortamında yetiştirilerek salep üretiminde kullanılmasıdır.
4. Faaliyet Planı
Hatay, Kahramanmaraş ve Mersin’deki en önemli orkide yaşam alanları belirlenecek ve yerinde korunacaktır. Her üç ildeki orkidelerin yaşam alanları il çevre planına ve imar planlarına işlenecektir. Bu illerde orkide yetiştirme bahçeleri oluşturulacak ve bilgilendirme panoları koyulacaktır. Orkidelerin kültür ortamında yetiştirilmesi için deneysel üretim yapılacaktır. Bu nadir canlılar film ve fotoğrafla görüntülenecektir. Türkiye’nin orkidelerini tanıtan bir rehber-kitap yayınlanacak ve bir poster hazırlayarak dağıtılacaktır. Ayrıca, orkideleri tanıtan bir kısa film hazırlanacaktır.
5. Doğa Ortağının Görünürlülüğü
Proje kapsamında üretilecek filmin, kitabın ve diğer tüm malzemelerin üzerinde sponsorun logosu görünecektir. Kitap ve film, CNN Türk ve diğer medya destekçileri tarafından sponsorların logolarıyla birlikte tanıtılacaktır. Atlas Dergisi, projeyi anlatan bir konu yayınlayacaktır. Bilgilendirme panoları ve bitki koruma-üretim alanlarında sponsorların logoları yer alacaktır. Bu alanların çok sayıda ziyaretçi tarafından görülmesi beklenmektedir.

Sultansazlığı Suyunu Arıyor
1. Proje Bilgileri
Önemli Doğa Alanı: Sultansazlığı (ORT 036) – Kayseri
Öncelikli Türler: Ak pelikan, kaşıkçı, flamingo, Macar ördeği, toy, kılıçgaga, mahmuzlu kızkuşu, Akdeniz martısı, gülen sumru, küçük sumru
Proje Süresi: 18 ay
Projeyi Uygulayacak Kuruluş: Doğa Derneği
Proje Bütçesi: 154 980 YTL
2. Projenin Hikâyesi
Sultansazlığı, Türkiye’nin en önemli sulakalanlarından birisidir ve binlerce canlıya ev sahipliği yapmaktadır. 1994 yılında uluslararası öneme sahip sulak alan (Ramsar Alanı) olarak ilan edilen Sultansazlığı, yanlış sulama projeleri nedeniyle büyük oranda tahrip edilmiştir.
Sultansazlığı, bölgede yapılan barajlardan önce, doğal olarak Yahyalı, Develi, Ağcaşar ve Yeşilhisar dereleri, Soysallı, Çayırözü ve Yerköy pınarları ve yeraltı sularıyla beslenmekteydi. Ne yazık ki, Türkiye’nin en fazla koruma statüsüne sahip alanlardan birisi olmasına rağmen, havzadaki tarımsal yoğunlaşma ve beraberinde yapılan su yönetimi projeleri Sultansazlığı’nın susuz kalmasına neden olmaktadır.
Sultansazlığı’nı ve barındırdığı canlıları beslemesi gereken su başta şeker pancarı olmak üzere tarımsal amaçlı kullanılmaktadır. Sulu tarımın yoğunlaştığı alanda verimli su kullanımı örnekleri yaygın bir şekilde bulunmamaktadır. Oysaki sulama yönteminin modernize edilmesiyle tarım için kullanılan suyun yarıdan fazlası tasarruf edilebilir.
3. Beklenen Sonuç
Sultansazlığı ve barındırdığı canlı türlerine can suyuyla yaşam verilmesidir.
4. Faaliyet Planı
Şeker pancarı üreten çiftçilerle verimli su kullanımı hakkında eğitim çalışması yapılacaktır. Belirlenecek tarım alanlarında damlama sulama alt yapısı kurulacaktır. Üreticinin, damlama sulama yöntemiyle kullandığı su miktarının, eski yöntemle kullandığı su miktarına göre farkı Sultansazlığı’na aktarılmak üzere sulama birliğinde rezerv edilecektir. Rezerv edilen toplam su miktarı, Sultansazlığı’na ulaştırılacaktır. Alana, canlı türleri ve Sultansazlığı’nı tanıtmak amaçlı turistik geziler düzenlenecektir. Alanın değişimi hakkında gözlemler yapılıp su seviyesi internet ortamından duyurulacaktır. Proje boyunca yapılan faaliyetler görüntülenip diğer sulak alanlarda kullanılmak için hazırlanacaktır.
5. Doğa Ortağının Görünürlüğü
Proje kapsamında üretilecek filmin, internet sitesi ve diğer tüm malzemelerin üzerinde sponsorun logosu görünecektir. Film, CNN Türk ve diğer medya destekçileri tarafından sponsorların logolarıyla birlikte tanıtılacaktır. Atlas Dergisi, projeyi anlatan bir konu yayınlayacaktır (sponsorun logosu veya sponsorların logolarıyla birlikte). Bilgilendirme panoları ve damlama sulama ile üretim yapılan alanlarda sponsorların logoları yer alacaktır. Bu alanların çok sayıda ziyaretçi tarafından görülmesi beklenmektedir.

Önemli Doğa Alanları
Muş Bulanık Nesli Tükenen Toylar






